1. [18:33] | kilte-lcenneteyni âtet ükülehâ velem tażlim minhü şey'ev vefeccernâ ḫilâlehümâ neherâ. | كلتا الجنتين آتت أكلها ولم تظلم منه شيئا وفجرنا خلالهما نهرا كِلْتَا الْجَنَّتَيْنِ آتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِمْ مِنْهُ شَيْئًا وَفَجَّرْنَا خِلاَلَهُمَا نَهَرًا |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbir şey noksan bırakmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız. |
| Yusuf Ali | Each of those gardens brought forth its produce, and failed not in the least therein: in the midst of them We caused a river to flow.
|
| Words | | |
2. [36:34] | vece`alnâ fîhâ cennâtim min neḫîliv vea`nâbiv vefeccernâ fîhâ mine-l`uyûn. | وجعلنا فيها جنات من نخيل وأعناب وفجرنا فيها من العيون وَجَعَلْنَا فِيهَا جَنَّاتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فِيهَا مِنْ الْعُيُونِ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık. |
| Yusuf Ali | And We produce therein orchard with date-palms and vines, and We cause springs to gush forth therein:
|
| Words | | |
3. [54:12] | vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir. | وفجرنا الأرض عيونا فالتقى الماء على أمر قد قدر وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاءُ عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti. |
| Yusuf Ali | And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed.
|
| Words | | |
| Ayet(ler): 1 | Sure : - | Görüntülenen ayetler : 1 ... 3 | 3 - Kelime: وفجرنا |
|
| بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ |
| 16 farklı meali görmek için lütfen ayet numarasına tıklayınız |
|
|