1. [9:82] | felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn. | فليضحكوا قليلا وليبكوا كثيرا جزاء بما كانوا يكسبون فَلْيَضْحَكُواْ قَلِيلاً وَلْيَبْكُواْ كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar. |
| Yusuf Ali | Let them laugh a little: much will they weep: a recompense for the (evil) that they do.
|
| Words | | |
2. [11:71] | vemraetühû ḳâimetün feḍaḥiket febeşşernâhâ biisḥâḳa vemiv verâi isḥâḳa ya`ḳûb. | وامرأته قائمة فضحكت فبشرناها بإسحاق ومن وراء إسحاق يعقوب وَامْرَأَتُهُ قَآئِمَةٌ فَضَحِكَتْ فَبَشَّرْنَاهَا بِإِسْحَقَ وَمِن وَرَاءِ إِسْحَقَ يَعْقُوبَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | İbrahim'in karısı ayakta duruyordu bunun üzerine yüzü güldü. Ona İshak'ı ve İshak'ın arkasından da Ya'kub'u müjdeledik. |
| Yusuf Ali | And his wife was standing (there), and she laughed: But we gave her glad tidings of Isaac, and after him, of Jacob.
|
| Words | | |
3. [23:110] | fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn. | فاتخذتموهم سخريا حتى أنسوكم ذكري وكنتم منهم تضحكون فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّى أَنسَوْكُمْ ذِكْرِي وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz. |
| Yusuf Ali | "But ye treated them with ridicule, so much so that (ridicule of) them made you forget My Message while ye were laughing at them!
|
| Words | | |
4. [27:19] | fetebesseme ḍâḥikem min ḳavlihâ veḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan terḍâhü veedḫilnî biraḥmetike fî `ibâdike-ṣṣâliḥîn. | فتبسم ضاحكا من قولها وقال رب أوزعني أن أشكر نعمتك التي أنعمت علي وعلى والدي وأن أعمل صالحا ترضاه وأدخلني برحمتك في عبادك الصالحين فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | (Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat." |
| Yusuf Ali | So he smiled, amused at her speech; and he said: "O my Lord! so order me that I may be grateful for Thy favours, which thou hast bestowed on me and on my parents, and that I may work the righteousness that will please Thee: And admit me, by Thy Grace, to the ranks of Thy righteous Servants."
|
| Words | | |
5. [43:47] | felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn. | فلما جاءهم بآياتنا إذا هم منها يضحكون فَلَمَّا جَاءَهُم بِآيَاتِنَا إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler. |
| Yusuf Ali | But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.
|
| Words | | |
6. [53:43] | veennehû hüve aḍḥake veebkâ. | وأنه هو أضحك وأبكى وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. |
| Yusuf Ali | That it is He Who granteth Laughter and Tears;
|
| Words | | |
7. [53:60] | vetaḍḥakûne velâ tebkûn. | وتضحكون ولا تبكون وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? |
| Yusuf Ali | And will ye laugh and not weep,-
|
| Words | | |
8. [80:39] | ḍâḥiketüm müstebşirah. | ضاحكة مستبشرة ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Güler, sevinir. |
| Yusuf Ali | Laughing, rejoicing.
|
| Words | | |
9. [83:29] | inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn. | إن الذين أجرموا كانوا من الذين آمنوا يضحكون إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُواْ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı. |
| Yusuf Ali | Those in sin used to laugh at those who believed,
|
| Words | | |
10. [83:34] | felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn. | فاليوم الذين آمنوا من الكفار يضحكون فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُواْ مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ |
|---|
| Elmalılı H. Yazır | İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek. |
| Yusuf Ali | But on this Day the Believers will laugh at the Unbelievers:
|
| Words | | |
| Ayet(ler): 1 | Sure : - | Görüntülenen ayetler : 1 ... 10 | 10 - Kök: ضحك |
|
| بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ |
| 16 farklı meali görmek için lütfen ayet numarasına tıklayınız |
|
|